HAZİRAN

TÜRK KÖKENLİ MİLLETVEKİLİ MAHİNUR ÖZDEMİR PARTİSİNDEN İHRAÇ EDİLDİ

31 Mayıs 2015 tarihinde Brüksel Meclisi Milletvekili Mahinur Özdemir, 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlamadığı gerekçesiyle mensubu olduğu Belçika Hümanist Demokrat Merkez Partisi (CDH) tarafından ihraç edildi. Parti yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, Özdemir’in partinin “deontolojik” kurallarına uymadığı gerekçesiyle partiden ihraç edildiği dile getirildi. Bunun üzerine Özdemir, Belçika’nın hâlihazırda 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımadığını hatırlattı. Özdemir bu olayın ardından partisinin açıklama yaparak Ermeni soykırımını tanıdığını söylemesini istediğini belirtti.  İhraç kararını beklediğini dile getiren Özdemir, olayların ani bir şekilde geliştiğini belirterek, “bağımsız milletvekili olarak görevime devam edeceğim. Önümde dört yıl var, başka alternatifleri de mutlaka değerlendireceğim” dedi. Bundan başka Özdemir, 1915 olaylarına ilişkin bir “cadı avına” çıkıldığını ve partiler üzerindeki baskının arttığını kaydetti. İhraç kararının ardından Belçika basınına konuşan CDH Genel Başkanı Benoit Lutgen, Özdemir’in “soykırımı” tanımaması nedeniyle partinin etik komitesinin aldığı ihraç kararının yerinde olduğunu ve Belçika’daki diğer partilerin de Ermeni iddialarını tanımayan seçilmişlere aynı yöntemi uygulaması gerektiğini dile getirdi. Özdemir, Brüksel Meclisi’ne 2009 yılında en genç milletvekili olarak girmeye hak kazanmıştı.

Mahinur Özdemir`in partisinden ihracına ilişkin İKV basın duyurusuna buradan ulaşılabilir. 

 

Bosna-Hersek - AB İstikrar ve Ortaklık Anlaşması yürürlüğe girdi

AB ile Bosna-Hersek arasında imzalanan İstikrar ve Ortaklık Anlaşması (Stabilisation and Association Agreement – SAA) 1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girdi. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, SAA’nın yürürlüğe girmesinin Bosna-Hersek’in AB ile bütünleşmesi yolunda bir dönüm noktası niteliğinde olduğunu belirtti. Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ise SAA’nın yürürlüğe girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, anlaşmanın Bosna-Hersek’e sunduğu fırsatlar kadar yüklediği sorumluluklara da değinerek, Komisyon’un gerekli reformları uygulamakta Bosna-Hersekli yetkililere yardım etmeye hazır olduğunu belirtti.

Hatırlanacağı üzere, SAA’nın yürürlüğe girmesi, AB tarafından ülkenin AB’ye üyelik başvurusu yapabilmesi için bir önkoşul olarak nitelendirilmekteydi. 2008 yılında imzalanan SAA’nın onay süreci ülkedeki siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle sekteye uğramıştı. SAA, İngiltere ve Almanya’nın ortak girişimi sonucu Bosna-Hersek Parlamentosu’nda ülkenin yerine getirmeyi taahhüt ettiği reformlara ilişkin bir bildiri kabul edilmesinin ardından 21 Nisan 2015 tarihinde AB Konseyi’nde onaylanmıştı.

AB ile Bosna-Hersek arasındaki ilişkiler için bir çerçeve oluşturan SAA, taraflar arasında kademeli olarak bir serbest ticaret alanının oluşturulmasını öngörüyor. Yürürlüğe girmesiyle birlikte AB ile Bosna-Hersek arasındaki ilişkilerin yeni temel çerçevesi olan SAA, Bosna-Hersek’i AB üyeliğine hazırlama amacı da taşıyor.

SAA Konseyi’nin ilk toplantısının 2015 yılının ikinci yarısında gerçekleşmesi bekleniyor.

 

ALMANYA VE FRANSA, KOMİSYON’UN GÖÇ PLANINI TARTIŞMAYA AÇTI

1 Haziran 2015 tarihinde Almanya ve Fransa’nın İçişleri Bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklama ile sığınma talebinde bulunanların AB üye ülkelerine dağıtılmasını içeren Avrupa Komisyonu’nun göç planına karşı bir tutum sergilendi. İçişleri Bakanları, Avrupa Komisyonu’nun göç planına karşı planının bu haliyle kabul edilemez olduğunu ifade ettiler.

Bilindiği üzere, 27 Mayıs 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu’nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos’un kamuoyu ile paylaştığı plana göre iki yıl içerisinde Eritre ve Suriye’deki krizlerden kaçan 40 bin kişinin AB ülkelerine yerleştirilmesi tavsiye edilmişti. Hâlihazırda Avrupa Komisyonu’nun paylaştığı plana göre, Almanya, Fransa, İsveç İtalya ve Macaristan’ın toplamda söz konusu sığınmacıların yüzde 75’ine ev sahipliği yapması bekleniyor. Yaptıkları ortak açıklamada, Almanya ve İçişleri Bakanları, geçici yerleştirme sisteminin sorumluluk ve birlik esasına dayanması gerektiğini, bu kriterlerin hâlihazırda üzerinde tartışılan sistemle karşılanamayacağını ifade ettiler. 

 

AB-ABD ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLARI TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

AB-ABD Adalet ve İçişleri Bakanları Toplantısı, 3 Haziran 2015 tarihinde AB Konseyi Dönem Başkanı Letonya’nın başkenti Riga’da gerçekleştirildi. Avrupa Komisyonu, ABD, AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Letonya ve AB Dönem Başkanlığı’nı Temmuz ayında devralmaya hazırlanan Lüksemburg’dan temsilcilerin yanı sıra Eurojust, Frontex ve Europol’den yetkilileri bir araya getiren toplantıda, özgürlük, güvenlik ve adalet alanlarında Transatlantik işbirliğinin geliştirilmesine yönelik Riga Bildirisi taraflarca kabul edildi.

Riga Bildirisi önümüzdeki beş yıl boyunca kişisel verilerin korunması, terörle ve aşırılıklarla mücadele, göç ve sınır kontrolleri, ateşli silahlar ve patlayıcıların tespiti, kara para aklama ve terörün finansmanı, siber suçlar, uyuşturucu ve bilgi paylaşımı konularında ortak zorlukların daha etkili şekilde ele alınması için uygulanması gereken önlemleri ortaya koyuyor.

Toplantıda, göç baskıları ve AB ile ABD arasında insan kaçakçılığıyla mücadele alanında işbirliği olanakları ele alınırken, 2015 yılının başında Paris’te gerçekleşen terör saldırılarının ardından terörle mücadele ve aşırılıkların önlenmesi için ortak önlemler değerlendirildi. Adalet alanında, AB ile ABD arasında Veri Koruma Şemsiye Anlaşması ve Güvenli Liman Çerçevesi konularında kaydedilen ilerlemenin de ele alındığı toplantıda, sivil ve cezai konularda adli işbirliğinin artırılması görüşüldü.

Avrupa Komisyonu’nun Adalet, Tüketici ve Cinsiyet Eşitliğinden Sorumlu Üyesi Vera Jourová, yaptığı açıklamada, AB’nin kısa bir süre önce kabul ettiği Avrupa Güvenlik Gündemi’ne değindi. Avrupa Güvenlik Gündemi’nde, örgütlü suçlar ve terörle mücadeleye yönelik cezai adalet yaklaşımının desteklendiğini ve gerek AB içerisinde gerekse ABD başta olmak üzere yakın ortaklarla adli işbirliğinin artırılması çağrısında bulunulduğunu kaydeden Komisyon Üyesi, söz konusu işbirliğinin kişisel verilerin korunması dâhil olmak üzere temel hak ve değerler dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

ABD ile veri koruma konusunda ilerleme kaydedildiğini belirten Jourová, veri koruma Şemsiye Anlaşması’nın müzakerelerini ve ticari veri paylaşımına ilişkin Güvenli Liman Çerçevesi’nin gözden geçirilmesini yakın zamanda tamamlamayı hedeflediklerini aktardı.

 

AB’de enflasyon yükseldi

Eurostat, Avro Alanı Mayıs ayı yıllık enflasyon verilerini açıkladı. Eurostat verilerine göre, 2015 Nisan ayında yüzde 0 olan yıllık enflasyon oranı, 2015 Mayıs ayında yüzde 0,3’e yükseldi. Avro Alanı’nda en yüksek artış yüzde 1,3 oranıyla hizmet sektöründe yaşanırken,  gıda alkol ve tütün ürünleri yüzde 1,2 artış göstererek ikinci sırayı aldı. Öte yandan AMB, 2015 yılı enflasyon beklentisini revize ederek, yüzde 0'dan yüzde 0,3'e çektiğini açıkladı.

 

“Solvency II” uygulamasının kapsamı genişletildi

Avrupa Komisyonu, 5 Haziran 2015 tarihinde, “Solvency II” uygulamasının eşdeğer kapsamını, AB üyesi olmayan Avusturalya, Bermuda, Brezilya, Kanada, ABD, Meksika ve İsviçre’deki sigorta şirketleri ile genişletti. Bilindiği üzere, Komisyon tarafından kriz sonrası yürürlüğe koyulan “Solvency II” uygulaması, sigorta şirketlerinin yüklendikleri riskleri ve faaliyetlerinden kaynaklanan riskleri yönetebilmek için ayırmaları gereken sermaye tutarını belirleyerek sigorta sektöründe kalite artışını hedefliyor. 

 

AB ilk çeyrekte yüzde 0,4 büyüdü

9 Haziran 2015 tarihinde, AB istatistik kurumu Eurostat,  yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıkladı. Eurostat verilerine göre, 2015 yılı ilk çeyreğinde GSYH artış oranı, Avro Alanı ve AB’de yüzde 0,4 oranında gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere, 2014 yılının son çeyreğinde de büyüme oranı yüzde 0,4 oranında kaydedilmişti.  Yılın ilk çeyreğinde en yüksek büyüme oranının görüldüğü AB üyesi ülkeler sırasıyla; Çek Cumhuriyeti (yüzde 3,1),  Romanya (yüzde1,6) ve Polonya (yüzde 1) oldu.  Yine aynı çeyrekte, hem Avro Alanı’nda hem de AB’de hane halkı tüketiminin yüzde 0,5 oranında yükseldiği, ihracatın yüzde 0,6 ve ithalatın yüzde 1,4 oranında artış gösterdiği kaydedildi. 

 

AB’ye düzensiz göçün yüzde 93’ü aynı rotadan

Mayıs ayının sonunda, Schengen Serbest Dolaşım Alanı’nın işleyişine ilişkin 7’nci rapor yayımlandı. Rapora göre, göç akımlarından en çok etkilenen AB ülkeleri İtalya ve Yunanistan oldu. Öte yandan AB’ye geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin en çok kullandığı göç yolunun, Batı Balkanlar olduğu belirtildi. 2014 yılında, AB’ye önceki yılın iki katı sayıda, 284 bin düzensiz geçişin tespit edildiği ifade edildi.

Raporda açıklanan verilere göre, 2014 yılında en fazla sayıda düzensiz göçmeni İtalya, Yunanistan ve Macaristan karşıladı. Öte yandan, Schengen Alanı’na geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin büyük bir bölümünü Suriye ve Eritre vatandaşlarının oluşturduğunun altı çizildi. AB’ye düzensiz göçün yüzde 93’ünün Orta Akdeniz, Doğu Akdeniz ve Batı Balkanlar’dan gerçekleştiği ifade edildi. 
 

AB DIŞİŞLERİ BAKANLARI LÜKSEMBURG’DA TOPLANDI

Ukrayna krizi bağlamında Rusya’ya yönelik yaptırımların uzatılması ile Akdeniz’de insan kaçakçılığıyla mücadeleye yönelik AB askeri deniz gücü operasyonu EUNAVFOR Med’in hayata geçirilmesi, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini Başkanlığında 22 Haziran 2015 tarihinde Lüksemburg’da toplanan AB Dışişleri Konseyi toplantısında öne çıkan gündem maddeleri oldu.

Toplantıda onaylanan, EUNAVFOR Med operasyonu insan kaçakçılarının çalışma metotlarını hedef alıyor. AB Dışişleri Bakanlarının onayı, operasyon kapsamındaki ilk aşama olan insan kaçakçılığı ağlarının gözetimi ve değerlendirilmesi sürecine başlanmasına imkân sağlayacak. Yüksek Temsilci Federica Mogherini, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonun göçmenleri değil, insan tacirlerini ve kaçakçılarını hedef aldığını kaydederken, EUNAVFOR Med ile hayat kurtarılmasının amaçladığını vurguladı.

Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusunda ise, Doğu Ukrayna’daki gelişmeler ışığında, Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımların süresinin 31 Ocak 2016 tarihine kadar uzatılmasını onayladı. Bu karar, AB liderleri tarafından yaptırımların süresinin, Minsk Anlaşmaları’nın takvimine uyarlanması yönünde sağlanan mutabakatı yansıtıyor.

AB Dışişleri Bakanları, AB’nin başta Çin olmak üzere Asya ülkeleri ile ilişkilerini değerlendirdi ve ASEAN ile ilişkilerin derinleştirilmesi konusunu da ele aldı. Enerji konusunun stratejik açıdan değerlendirildiği Dışişleri Konseyi Toplantısı’nda tartışmalar, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve AB’nin yenilenebilir enerji konusunda lider konuma yükselmesi için yapılması gerekenler üzerinde yoğunlaştı.

AB Dışişleri Bakanları ayrıca, 2015 yılında gerçekleştirilecek önemli BM toplantıları konusunda görüşmek üzere BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile çalışma yemeğinde bir araya geldi. Bilindiği üzere 2015 yılı, Aralık ayında Paris’te gerçekleşecek İklim Değişikliği Zirvesi, Temmuz ayında Addis Ababa’daki kalkınmanın finansmanı konulu BM konferansı ve 2015 sonrası kalkınma gündemine ilişkin New York’taki müzakereler olmak üzere birçok önemli BM zirvesine ve toplantısına tanıklık edecek.
 

“AB’NİN EKONOMİK VE PARASAL BİRLİĞİ’NİN TAMAMLANMASI” BAŞLIKLI RAPOR YAYIMLANDI

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in beş AB kurumunun başkanları ile işbirliği içinde hazırladığı “AB’nin Ekonomik ve Parasal Birliği’nin Tamamlanması” başlıklı rapor 22 Haziran 2015 tarihinde yayımlandı. Komisyon Başkanı Juncker’in, AB Konseyi ve Avro Zirvesi Başkanı Donald Tusk, Avro Grubu Başkanı Jeroen Dijsselbloem, AMB Başkanı Mario Draghi ve AP Başkanı Martin Schulz’un desteği ile hazırladığı raporda, Ekonomik ve Parasal Birliğin nasıl derinleştirilebileceğine ve 2025 yılına ilişkin öneriler ortaya koyuluyor.

Raporda, başta Bankacılık Birliği olmak üzere son yıllarda gerçekleştirilen ilerlemelere rağmen Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) hâlihazırda bütünüyle tamamlanmamış olması ve geçtiğimiz yıllarda yaşanan ekonomik ve mali krizin mevcut sorunları derinleştirdiği belirtiliyor.  İşsizlik oranının yüksekliği ve yarattığı sosyal sorunlara da dikkat çekilen raporda, Avro Alanı’nda büyüme, istihdam ve refahın artırılması için daha demokratik, adil ve kalıcı bir temelin oluşturulması gerektiği ifade ediliyor. 

Ortaya koyulan planda üç aşamada aşağıdaki öneriler getiriliyor:

- Eylemle Derinleşme (1 Temmuz 2015-30 Haziran 2017) : Rekabet gücünün artırılması ve yapısal yakınsamanın sağlanması amacıyla mevcut araçların ve antlaşmaların kullanılması, ulusal ve Avro Alanı düzeyinde sorumlu mali politikaların uygulanması, Mali Birliğin tamamlanması ve demokratik hesap verebilirliğin geliştirilmesi.

-EPB’nin tamamlanması:  Ekonomik ve mali yakınsama sürecinin daha bağlayıcı hale getirilmesi için yakınsama için ortaklaşa kararlaştırılan kıyas noktaları (benchmarks) ile daha ileri boyutta önlemlerin alınması.

-Son aşama (En geç 2025’e kadar) olarak bütün aşamaların tamamlanmasıyla birlikte derin ve özgün EPB’nin, tek para birimini paylaşan bütün AB üye ülkeleri için istikrarlı ve refah içinde olması ve hazır olan diğer AB üye ülkelerinin de katılımı için cazip bir alan haline gelmesi öngörülüyor.

1’inci aşamadan 2’inciye geçiş dönemi olan Avrupa Komisyonu’nun 2017 yılı Bahar döneminde bir Beyaz Kitap yayınlaması öngörülüyor.

EPB’ye ilişkin yükümlülüklerin tamamlanması için gerekli eylemler ortaya koyan Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker yaptığı açıklamada, avro para biriminin 19 üye ülke ve 330 milyon vatandaş tarafından paylaşıldığına işaret ederek, bundan gurur duyduğunu ve avronun AB’yi koruduğunu ifade etti. Ancak EPB’nin daha iyi işlemesi gerektiğine ve bazı eksik yönlerinin bulunduğuna işaret eden Juncker, göreve geldiğinde kriz döneminde alınan önlemleri tamamlayarak pekiştirmeye söz verdiğini hatırlattı.

 

AB GENEL İŞLER KONSEYİ TOPLANDI

AB Genel İşler Konseyi, 23 Haziran 2015 tarihinde Brüksel’de toplandı. AB’nin yeni göç politikası, güvenlik sorunları ve ekonomik konular, toplantının ana gündem maddelerini oluşturdu. Toplantıda, Makedonya’da devam etmekte olan siyasi kriz ortamına ilişkin görüşler ortaya koyuldu.

Makedonya’daki yetkili makamları, 2 Haziran 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından ortaya koyulan tavsiyeleri uygulamaya çağırdı. Söz konusu tavsiyelerin, önümüzdeki dönemde gerçekleşecek tartışmalara önemli bir temel oluşturacağı ifade edildi. Hâlihazırda Makedonya’da temel haklara, yargı bağımsızlığına, basın özgürlüğüne, seçimler ve kamu kurumlarının siyasileşmesine ilişkin yaşanan hukuksuzlukların AB tarafından daha yakından izleneceği belirtildi.

Toplantının gündemindeki ikinci konu, Avrupa Komisyonu’nun 19 Mayıs 2015 tarihinde AB’nin yasama sisteminin daha etkin çalışmasına yönelik ortaya koyduğu tavsiyeler oldu. Konsey, AB mevzuatının, sivil toplum ve iş dünyasının bakış açısını daha fazla dikkate alacak şekilde düzenlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Konsey toplantısında son olarak, ABAD’a ilişkin muhtemel yapısal reform ele alındı ve bu kapsamda ABAD bünyesindeki Genel Mahkeme’nin daha fazla sayıda ve daha geniş kapsamda davadan sorumlu olabilmesi amacıyla kapasitesinin artırılması tavsiye edildi. ABAD içerisindeki üç mahkemeden biri olan Genel Mahkeme’nin reformunun AB’ye yıllık 13,5 milyon avroya mal olması bekleniyor.

 

AB LİDERLER ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

25-26 Haziran 2015 tarihlerinde AB Konseyi Başkanı Donald Tusk liderliğinde Brüksel’de bir araya gelen AB Devlet ve Hükümet Başkanları; geri gönderme, yerleştirme, geri kabul ve kaynak ülkeler ile transit ülkelerle işbirliği konuları başta olmak üzere AB göç politikası ile İngiltere’nin AB üyeliğini referanduma götürme planlarını ele aldı. Ekonomi alanında AB liderlerinin gündemindeki en önemli konuyu ise Yunanistan’ın borç ödemeleri oluştururken, Avrupa Sömestri, AB ile ABD arasında yürütülen TTYO görüşmelerindeki güncel durum, Avrupa Stratejik Yatırım Fonu ile Avro Alanı’nda daha iyi ekonomik yönetişim konulu Ekonomik ve Parasal Birlik Raporu’nu değerlendirildi.

Zirvede üye ülke ekonomi politikalarına ilişkin tavsiyeler kabul edilerek Avrupa Sömestri süreci tamamlandı. Ayrıca, AP ve AB Konseyi arasında, AB’de büyümenin desteklenmesi ve Tek Pazarın güçlendirilmesi amacıyla planlanan Avrupa Stratejik Yatırımlar Fonu’na ilişkin anlaşma sağlanması memnuniyetle karşılandı.

Avrupa Komisyonu tarafından sunulan Ekonomik ve Parasal Birliğe ilişkin raporun AB Konseyi tarafından hızla incelenmesini talep eden AB üye ülke liderleri ayrıca, Dijital Tek Pazar Stratejisi’ne olan desteklediklerini açıklarken, piyasaların bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılması amacıyla gerekli altyapı ve yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve sanayinin dijitalleşmesinin geliştirilmesi için girişimlerde bulunulmasını talep ettiler.

Zirve’nin başladığı saatlerde Yunanistan’ın borç ödemelerine ilişkin belirsizlik sürerken, AB Konseyi Başkanı Tusk Liderler Zirvesi’nin ilk gününün ardından yaptığı açıklamada, AB Liderlerinin Yunanistan konusundaki görüşmelerin ilgili kurumlar düzeyinde yürütülmesi konusunda anlaştıklarını ve konuya ilişkin kararın, Avro Alanı Ekonomi ve Maliye Bakanları tarafından 27 Haziran 2015 tarihinde karara bağlanmasını beklediklerini kaydetti.

Göç konusunda, geri gönderme politikası üzerinde anlaşma sağladıklarını açıklayan AB Konseyi Başkanı Tusk, AB’ye giriş hakkı bulunmayan göçmenlerin geri gönderilmesi gerektiğini vurguladı. AB liderlerinin üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmaları müzakerelerinin hızlandırılması ve geri göndermeye ilişkin AB kurallarını eksiksiz uygulama kararı aldıklarını duyuran Tusk, Frontex’e yasadışı göçmenlerin geri gönderilmesi konusunda daha fazla yetki verileceğini açıkladı. Bu kapsamda, başlıca kaynak ülkeler ile AB arasında üst düzey diyalog başlatılması, AB yardımının mevcut geri kabul anlaşmalarının daha etkin şekilde uygulanmasını ve yeni geri kabul anlaşmaları imzalanmasını teşvik etmek üzere kullanılması öngörülüyor.

Zirve kararlarında ayrıca, kaynak ve transit ülkelerle işbirliğinin artırılması gerektiğinin önemine dikkat çekildi. AB ve Afrika ülkeleri arasında yasadışı göçle bütüncül bir şekilde mücadele edilmesi için gerçek anlamda bir ortaklık kurulması gerektiği kaydedilirken, AB’nin Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan gibi Orta Doğu ülkeleriyle işbirliğini artıracağı belirtildi.

Sınır ülkelerle daha fazla dayanışma içerisinde bulunulması gerektiğinin altını çizen AB Konseyi Başkanı Tusk, AB liderlerinin ilk etapta Yunanistan ve İtalya’da bulunan 40 bin göçmenin önümüzdeki iki yıl içerisinde AB ülkeleri arasında paylaştırılması konusunda anlaştıklarını belirtti. Göçmenlerin üye ülkeler arasında paylaştırılması konusunda daha önce Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker tarafından dile getirilen zorunlu kota sistemi liderler tarafından kabul görmezken, göçmenlerin gönüllü olarak dağıtılması üzerinde anlaşma sağlandı. Konuya ilişkin planların AB İçişleri Bakanları tarafından Temmuz ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. AB dışındaki 20 bin göçmenin de AB ülkelerine yerleştirilmesi söz konusu olacak.

Tusk, İngiltere Başbakanı David Cameron’ın İngiltere’nin AB üyeliğini referanduma götürme planları konusunda liderleri bilgilendirdiğini kaydetti. Tusk yaptığı açıklamada, AB’nin temel değerlerinin “satılık” ve müzakereye açık olmadığını vurguladı ve İngiltere’nin endişelerinin AB’nin genelini olumsuz etkilemeyecek şekilde ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Konunun Aralık ayında gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi’nde tekrar ele alınması bekleniyor.

Güvenlik ve savunma politikası konularının önemli bir gündem maddesini oluşturduğu Zirve’de, AB’nin çevresindeki güvenlik mimarisinin hızla değiştiği gerçeğinden hareketle, yeni bir AB güvenlik stratejisi geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, terörle mücadele konusunu da ele alan bir AB İç Güvenlik Stratejisi oluşturulması karara bağlandı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mongherini, Birliğin dış ve güvenlik politikasına ilişkin küresel bir strateji hazırlayarak Haziran 2016’ya kadar Zirve’ye sunmakla görevlendirildi. Bunların yanı sıra  Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) kapsamında, Birliğin sivil ve askeri kabiliyetinin artırılması ve KOBİ’ler de dâhil olmak üzere AB savunma sanayinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Zirve sonrasında AB Konseyi Başkanı Donald Tusk Letonya Başbakanı Straujuma’ya başarılı geçen Dönem Başkanlığı için teşekkür ederken 1 Temmuz 2015 itibarıyla Konsey Dönem Başkanlığı’nı devralacak Lüksemburg ile de işbirliği içinde olmayı ümit ettiklerini belirtti. 
 

YUNANİSTAN’IN AB VE IMF İLE MALİ YARDIM PLANI GÖRÜŞMELERİ SONUÇSUZ KALDI

Yunanistan’ın Avrupa Komisyonu, AMB ve IMF ‘den oluşan kreditör kurumlar ile birlikte yürüttüğü ve 20 Şubat 2015 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda dört ay uzatılması karara bağlanan mali yardım programının 30 Haziran 2015 tarihinde sona ereceği dikkate alınarak yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla düzenlenen dört Avro Grubu toplantısında karar çıkmadı. Bu gelişme üzerine Yunanistan Hükümeti ekonomik önlemler paketini referanduma götüreceğini açıkladı. Referandumun 5 Temmuz 2015 tarihinde gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

Bilindiği üzere, Yunanistan’ın eski kurtarma paketine ilişkin borç geri ödemelerini gerçekleştirebilmesi için yeni bir kurtarma paketine acilen ihtiyacı bulunuyor. 30 Haziran 2015 tarihinde IMF'ye 1,6 milyar avro tutarında borç geri ödemesinin geçekleştirebilmesi için elinde yeterli mali kaynak bulunmaması sebebiyle yardım paketinin 7,2 milyar avro tutarındaki son diliminin serbest bırakılabilmesi ülkenin kapsamlı bir reform planı sunmasına bağlı idi. Aksi durumda ülkenin temerrüde düşmesi ya da Avro Alanı’ndan çıkması gibi riskler gündeme gelmişti.

22 Haziran 2015 tarihinde gerçekleştirilen Avro Grubu toplantısında Yunanistan bir reform planını sundu. Yunan Hükümeti’nin uzun bir bekleyişten sonra ilk defa ortaya koyduğu ekonomik önlemler paketi, Avro Grubu tarafından olumlu bir adım olarak değerlendirilirken üzerinde çalışılması gerektiğine işaret edildi. Yunanistan'ın önerdiği paket kapsamında alınması öngörülen önlemlerin başında, KDV’nin kapsamının genişletilmesi,  yüksek cirolu şirketlerden daha fazla vergi alınması ve emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltilmesi geliyor. AB kurumları, söz konusu planın büyüme odaklı olmadığı eleştirisini getirirken IMF Yunanistan’ın sunduğu programın başta emekli maaşları olmak üzere harcamaların kısılmasından ziyade vergilerin artırılmasına odaklanıldığına işaret etti.

24-25 Haziran 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen Avro Grubu toplantılarının da sonuçsuz kalması üzerine son olarak, 27 Haziran 2015 tarihinde Avro Grubu toplantısında taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı ve Yunanistan’ın AB kurumları ve IMF’nin mali yardım programına karşılık öngördüğü reform programını kabul etmediği açıklandı.

Referandum Kararı

Avro Grubu Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Avro Grubu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Yunanistan’daki durumu yakından takip ettiklerini belirterek, mali yardım programının sona ermesini takiben ülkeye mali yardım ve destek sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Avro Grubu Başkanı Yunanistan’a ilişkin uygun bir karara varılmasını beklediklerini ifade etti. 

Avro Alanı Maliye Bakanları Yunanistan’ın mevcut mali yardım programının uzatılmasına ilişkin 20 Şubat 2015 tarihinde varılan anlaşmadan sonra Yunanlı yetkililer ile AB kurumları ve IMF arasında gerçekleştirilen yoğun görüşmelerin bir sonuç vermediği belirterek, durumun ciddiyeti ve görüşmelerin uzun süre sonuçsuz kalması göz önünde bulundurularak kreditör kurumların yardım programına karşılık kapsamlı bir önlemler paketi ortaya koyduğunu; ancak, bu paketin Yunanlı yetkililer tarafından geri çevrildiğini kaydetti. Bakanlar Yunanlı yetkililerin AB’nin mali yardım karşılığında ortaya koyduğu önlemler paketini ülkede referanduma götüreceklerini belirtiklerini açıkladı. 

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT