Buradasınız: » ANA SAYFA » AVRUPA BİRLİĞİ » AB GÜNCEL » 2015 » ARALIK

ARALIK

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Gerçekleştirildi

1-2 Aralık 2015 tarihlerinde Brüksel’de bir araya gelen NATO Dışişleri Bakanları, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyondaki ilerleme, Paris’te gerçekleşen terör saldırısından bu yana alınan önlemler ve Suriye krizine siyasi çözüm bulunması amacıyla Viyana’da sürdürülen görüşmeleri ele aldılar.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ittifakın güneyde komşu olduğu bölgedeki sorunların oldukça karmaşık olduğunu belirtirken, NATO’nun buna yönelik çabalarını; kolektif savunmanın güçlendirilmesi, kriz yönetiminin desteklenmesi ve bölgesel işbirliği için ortaklarla birlikte çalışmak olarak özetledi.

Toplantıda, NATO Dışişleri Bakanları tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan açıklamada, ittifakın güvenliğinin bölünmez olduğu vurgulanarak, terör de dâhil olmak üzere birçok tehditle karşı karşıya olan Türkiye ile güçlü dayanışma içerisinde olunduğu mesajı verildi. Açıklamada, Ekim ayında NATO Savunma Bakanları tarafından Türkiye’nin güvenliği için atılacak ek adımların gözden geçirildiği belirtilerek, bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye’nin savunmasına yönelik mevcut NATO planlarının güçlendirilmesi üzerinde çalışıldığı duyuruldu.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg yaptığı açıklamada, konumu itibarıyla ittifakın güneydoğusundaki istikrarsızlığa temas etme riski bulunan Türkiye’ye yönelik ek güvenlik önlemleri alındığını kaydetti ve bunların önümüzdeki haftalarda netleşeceğini bildirdi. Alınan önlemler arasında, Akdeniz’e savaş gemileri ve İncirlik Üssü’ne uçak gönderilmesinin yanı sıra füze savunma sisteminin güçlendirilmesi olasılıklarının bulunduğu telaffuz ediliyor.

Toplantıda, 2016 yılında da Afganistan’da yaklaşık 12 bin asker bulundurulması ve 2020 yılına kadar Afganistan’a mali destek sağlanması üzerinde mutabakata varıldı.

NATO Dışişleri Bakanları ayrıca Karadağ’ı ittifakın 29’uncu üyesi olmak üzere müzakerelere başlamaya davet etti. Son olarak 2008 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan üyeliğe davet edilmişti. Karadağ’ın NATO’ya katılım müzakerelerine 2016 yılının başında başlaması bekleniyor. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Karadağ’ın savunma ve hukukun üstünlüğü alanlarında başta olmak üzere reformlara ağırlık vermeyi ve NATO üyeliğine kamuoyu desteğini göstermeyi sürdürmesinin önemine değindi.

 

AB Adalet ve İçişleri Bakanları PNR Gündemiyle Toplandı

AB Adalet ve İçişleri Bakanları Konsey Toplantısı, 3-4 Aralık 2015 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleşti. Terörle mücadele, düzensiz göç ve veri muhafaza konularının öne çıktığı toplantının en önemli gündem maddesi AB PNR (Yolcu İsim Kaydı) Yönergesi oldu. Terörle mücadele ve düzensiz göçün önlenmesine yönelik olarak toplantının en temel çıktısı, bugüne kadar üzerinde anlaşmaya varılan kararların ve önlemlerin, öncelikli şekilde uygulamaya geçirilmesi yönünde irade beyanı oldu.

PNR konusu ise, Konsey’in, Komisyon’un ve AP’nin uzun süredir gündemindeydi. AP tarafından onaylanan AB PNR Yönergesi, terör ve ciddi suçlarla mücadelede gerekli olduğu hallerde, PNR bilgilerinin AB çapında paylaşımının önünü açan hükümler içeriyor. 4 Aralık 2015 tarihinde gerçekleşen toplantıda, AB liderleri, AP’nin onayından geçen metni kabul etti. Yeni yönetmelikle birlikte, bütün hava araçları, AB sınırlarına giriş ve çıkışlarında Üye Devletler’le PNR bilgilerini paylaşmakla yükümlü olacak. Bir sonraki adım olarak Yönerge’nin AP’nin ilgili komitesine gönderilmesi, onayın ardından Konsey’de son oylamanın gerçekleşmesi öngörülüyor.

 

AB, Suriyeli Mültecilere İlişkin Yardım Paketini Açıkladı

Avrupa Komisyonu Bölgesel Güvenlik Fonu çerçevesinde 1 Aralık 2015 tarihinde Suriyeli mültecilere ilişkin toplam 350 milyon avro tutarındaki yardım paketi açıklandı. Paket kapsamındaki yardımın önümüzdeki dönemde Suriye’nin komşularını oluşturan Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Irak’ta bulunan yaklaşık 1,5 milyon Suriye uyruklu mülteciye ulaştırılması öngörülüyor. Bu çerçevede, mültecilere yönelik temel eğitim, sağlığa daha verimli erişim, su ve atık-su altyapılarının iyileştirilmesi, daha fazla ekonomik olanak ve sosyal içerme politikalarına destek verilmesi hedefleniyor.

Yardım paketi, dört farklı programdan oluşuyor:

- Eğitim programı: 140 milyon avro tutarındaki program kapsamında Türkiye, Lübnan ve Ürdün Milli Eğitim Bakanlıklarının desteğiyle yaklaşık 172 bin mülteci çocuğun okula gitmelerinin sağlanması öngörülüyor.

- Yerel kalkınma programı: 130 milyon avro tutarındaki ve Avrupa’daki çeşitli STK’ların da desteğiyle oluşturulan programla, mültecilerin ekonomik fırsatlardan daha iyi bir şekilde yararlanması hedefleniyor. Söz konusu program, 400 bin kişiyi kapsıyor.

- Sağlık programı: 55 milyon avro tutarında programla beraber mültecilerin birinci, ikinci ve üçüncü sağlık hizmetlerine erişimi amaçlanıyor. Programın yaklaşık 700 bin mülteciye ulaşması hedefleniyor.

- Sağlık, sanitasyon ve hijyen programı: 25 milyon avro tutarındaki bu program ile Ürdün ve Lübnan’da bulunan Suriyeli mültecilere su ve atık-su hizmetleri sağlanması öngörülüyor. Söz konusu program yaklaşık 1 milyon kişiyi kapsıyor.

Suriye krizine ilişkin Bölgesel Güvenlik Fonu’nun 570 milyon avrosu AB bütçesinden ve 40 milyon avrosu ise 15 üye ülkeden sağlanıyor.
 

Danimarka, AB Adalet Politikalarına Katılıma “Hayır” Dedi

Danimarka’da 3 Aralık 2015 tarihinde düzenlenen referandumda halkın yüzde 53’ü, Avrupa Polis Teşkilatı Europol ile işbirliği ve AB’nin Adalet ve İçişleri alanındaki düzenlemelerine katılıma ‘hayır’ dedi.

Bilindiği üzere Danimarka, Maastricht Antlaşması’nın ülkede düzenlenen referandumda reddedilmesi nedeniyle Antlaşma’da düzenlenen savunma, para birimi, AB adalet sistemine ilişkin birçok alanda ortak politikaların dışında kalmaya karar vermişti. Öte yandan AB’nin adalet ve içişleri alanındaki düzenlemelerine dâhil olmadığı için çalışmalarını Avrupa Polis Teşkilatı Europol ile işbirliği içinde yürütüyordu. Ancak, 2016 yılında Europol’e ilişkin hayata geçirilmesi öngörülen yasal düzenlemeler nedeniyle Danimarka’nın adli soruşturma alanında hükümetlerarası işbirliğinden, Europol merkezli sisteme geçmesi tartışılıyordu.

3 Aralık 2015 tarihinde düzenlenen referandumda AB’nin Adalet ve İçişleri alanındaki düzenlemelerine katılımın reddedilmesi sonucunda Danimarka’nın Europol ile işbirliğini sürdürebilmesi için taraflar arasında ayrı bir anlaşmanın müzakere edilmesi gerekiyor.

 

İklim Değişikliğine Yönelik Tarihi Paris Anlaşması Onaylandı

30 Kasım-11 Aralık 2015 tarihlerinde Paris’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 21’inci Taraflar Konferansı’nda (COP 21) yeni bir iklim değişikliği anlaşması onaylandı. Tarihi bir anlaşma olarak nitelendirilen ve 2020 yılından sonra bağlayıcı olacak anlaşma Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek.

11 Aralık günü sonuçlanması beklenen müzakereler bir gün uzayarak 12 Aralık’ta resmi olarak tamamladı. 12 Aralık’ta açıklanan yeni anlaşmanın ya da resmi adıyla Paris Anlaşması’nın en kritik konulara ilişkin maddeleri kısaca şu şekilde:

- Anlaşma dahilinde, bu yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması ve hatta 1,5 derece ile sınırlandırılması karar alındı (Madde 2.a).

- Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için belirlenmiş olan ve ülkelerin sosyal ve ekonomik koşullarına bağlı olarak geliştirilen “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi yeni anlaşmada da yer alacak (Madde 2.2).

- Paris toplantısı öncesinde 180’den fazla ülkenin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ulusal emisyon azaltım beyanları (Intended Nationally Determined Contributions-INDCs) COP 21 sırasında en kritik konulardan biriydi. Özellikle konferans  kapsamında açıklanan BMİDÇS’nin INDCs Sentez Raporu’na göre, mevcut INDC’lerin kısa vadede “çok yavaş” azaltıma imkan vereceği ve hatta küresel ısınmanın 3 dereceyi aşacağı açıklandı. Dolayısıyla yeni anlaşma ile “her 5 yılda bir” ulusal katkıların kontrol edilmesini sağlayacak yeni bir sistem oluşturuldu.

- Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerden alacakları finans yardımları ve gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini sürdürmeleri konusundaki görevlerinin devam edeceği kararlaştırıldı (Madde 4.4).

- 2013 yılında Varşova’da yapılan konferansın sonuçlarından biri olan “kayıp ve zararlar” kısmında, Kayıp ve Zararlar Varşova Uluslararası Mekanizması’nın güçlendirilmesi kararı alındı (Madde 8).

- Yeni bir terim olarak “emisyon sıfırlama” (emission neutrality) anlaşmaya dahil edildi (Madde 3).

Anlaşma kapsamında ülkelerin fosil yakıttan vazgeçme taahhütleri de gündeme gelecek. Anlaşma dâhilinde ayrıca Hükümetlerarası İklim Paneli (IPCC) tarafından 2018 yılında bir değerlendirme raporunun hazırlanması bekleniyor.

AB’nin müzakerelerdeki pozisyonu, belirlediği 2020, 2030 ve 2050 hedefleri çerçevesinde oluştu. AB özellikle yeni anlaşmada beş yılda bir ulusal hedeflerin kontrol edilmesi ilkesini önemseyen taraftaydı ve finansal yardım mekanizmalarının içinin doldurulmasını talep eden taraftı.

Türkiye, anlaşma müzakerelerinde “ortak ancak farklılaştırılmış sorumlulukların” netleştirilmesi üzerine odaklandı. Türkiye, müzakerelerde “gelişmekte olan” bir ülke statüsünde olduğunun yeni anlaşmada da kabul edilmesini talep ederken, azaltım hedeflerine ulaşmada finansal mekanizmalardan yararlanmak istediğini belirten taraflardan biri oldu. Bilindiği gibi Türkiye, 30 Eylül 2015 tarihinde 2030 yılına kadar emisyonlarda yüzde 21 azaltım sağlayacağı tahhütünü Birleşmiş Milletler’e sunmuştu.

32 sayfadan oluşan Paris Anlaşması’nın metnine buradan ulaşılabilir.

 

Fransa’da Bölgesel Seçimlerin İkinci Turu Sonuçlandı

13 Aralık 2015 tarihinde Fransa’da gerçekleşen bölgesel seçimlerin ikinci turunda, iktidardaki Sosyalist Parti ve müttefikleri beş bölge, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin partisi “Cumhuriyetçiler” ise yedi bölge kazandı. Marine Le Pen’in aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe (FN) ise hiçbir bölgeyi kazanamadı. İlk turda yüzde 49 olarak gerçekleşen katılım oranının ikici turda yüzde 58,5’e yükseldiği açıklandı. Ülkedeki bölge sayısı daha önce yasal düzenlemeyle 22’den 13’e düşürülmüştü. Söz konusu idari yapının, 1 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

 

AB İle Ermenistan Yeni Bir Anlaşma Çerçevesi İçin Görüşmelere Başladı

AB ve Ermenistan 7 Aralık 2015 tarihinde ikili ilişkileri güçlendirmek amacıyla yeni bir anlaşma çerçevesi için görüşmelere başladı. Müzakerelerin açılışı, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandian tarafından gerçekleştirildi.

Söz konusu anlaşma, 1996 yılında imzalanan ve 1999 yılından beri yürürlükte olan İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması’nın yerine geçecek. Ermenistan’ın Avrasya Ekonomi Birliği’ndeki konumu da dikkate alınarak, taraflar arasında siyasi, ekonomik ve sektörel alanda güçlendirilmiş işbirliğine yönelik kapsamlı bir çerçeve anlaşmasının gündeme getirilmesi planlanıyor. AB ve Ermenistan arasındaki işbirliğinin özellikle enerji, ulaştırma, çevre, ticaret ve yatırım gibi alanlarda olması öngörülüyor.

Ermenistan’ın 2013 yılında Avrasya Ekonomi Birliği’ne katılmasının ardından AB ile müzakere edilen Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması henüz tamamlanmış değil. Dolayısıyla 7 Aralık’ta ilk adımı atılan işbirliği anlaşmasının, taraflar arasındaki ilişkileri yeniden canlandırması bekleniyor. Anlaşmanın ayrıca demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelere ve ortak değerlere dayanacağı vurgulanıyor. 

Bu girişim, bir bakıma 2013 yılında Ermenistan’ın, Avrasya Ekonomi Birliği’ne katılmasıyla AB ve Ermenistan arasında öngörülen ve müzakere edilen Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması’nın tamamlanmaması sonucunda taraflar arasındaki ilişkileri yeniden canlandırmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Söz konusu anlaşmanın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelere ve ortak değerlere dayanacağı vurgulandı.

 

AB’de Siber Güvenlik Alanında Yeni Kurallar Belirlendi

Aralık 2015’te düzenlenen gayri resmi bir toplantıda, Avrupa Komisyonu, AB Konseyi ve AP, AB nezdinde ağ ve bilgi güvenliğini güçlendirmeye yönelik yeni kurallar üzerinde anlaşmaya vardı. Avrupa Komisyonunun 2013 yılında ilk taslağını sunduğu Yönerge ile AB Üye Devletlerin siber güvenlik kapasitelerinin iyileştirilmesi ve bu alanda Üye Devletler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Bu yeni Yönerge ile dijital hizmet sunucularına ve hizmet operatörlerine siber güvenlik alanında bazı önemli yükümlüklerin verilmesi öngörülüyor. Söz konusu Yönerge, e-ticaret platformları, arama motorları ve bulut hizmetlerini kapsıyor. Yeni kurallar ile hizmet operatörlerinin, siber riskleri yönetme konusunda önlemler almalarının kolaylaştırılması ve yüksek güvenlik kazalarını bildirebilecekleri sistemleri geliştirmeleri bekleniyor.

Yeni yasal çerçeveye göre, enerji, ulaştırma, finans ve sağlık gibi kritik sektörlerde aktif olan hizmet operatörlerinin listesinin ise AB Üye Devletleri tarafından belli kriterler doğrultusunda hazırlanması gerekecek. Bu noktada, yukarıda belirtilen hizmetlerin aksaması toplum ve ekonomi üzerinde ciddi zararlara yol açacağı için, bu alanda faaliyet gösteren operatörlerin daha güçlü gereksinimlere ve denetimlere tabi tutulması bekleniyor.

Yönerge AB Üye Devletleri tarafından onaylamasının ardından yürürlüğe girecek.

 

Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonlarının Kullanımına İlişkin Bir Rapor Yayımlandı

Avrupa Komisyonu, 14 Aralık 2015 tarihinde, Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonlarının, AB’nin büyümesine, yatırım planına ve Komisyonun önceliklerine katkılarını konu alan bir rapor yayımladı. Raporda, Üye Devletlerle yürütülen Ortaklık Anlaşmaları ve programlara ilişkin sonuçlar ve her bir üye ülkeye özgü temel sorunlar konusunda yürütülen müzakerelerin sonuçları yer alıyor.

2014-2020 dönemi için yenilenmiş olan Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonları, Ar-Ge, dijital teknolojiler, düşük karbon ekonomisi ve KOBİ desteği olmak üzere, büyüme yaratan dört anahtar sektör üzerine yoğunlaşıyor. Avrupa Sömestri ve ülkeye özel tavsiyeler ile uyumlu ve uygulamaya yönelik yapısıyla Avrupa Yatırım Fonları, kaliteli projelerin gelişimi için doğru koşulların yaratılmasını, işletmelerin büyümesini ve insanların günlük hayatının iyileştirilmesini sağlayarak, Avrupa’da yeni bir başlangıca öncülük edilmesini hedefliyor.

Avrupa Komisyonunun İstihdam, Büyüme, Yatırım ve Rekabetçilikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Jyrki Katainen, Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonları (ESI) ile Avrupa Stratejik Yatırım Fonu’nun (EFSI) birleştirilmesi konusunda, ellerinde büyük bir potansiyel olduğunu belirtirken, yerel ve bölgesel otoritelerin mevcut potansiyelin farkında olmadıklarını ifade etti. Üye ülkelerin bu yeni fırsatlardan en üst düzeyde faydalanabilmeleri amacıyla Avrupa Komisyonunun Bölgesel Politikadan Sorumlu Üyesi Corina Cretu ile birlikte çalışacaklarını söyleyen Katainen, yakın zamanda fonların ana esaslarını kamuoyu ile paylaşacaklarını açıkladı.

Komisyon Üyesi Cretu, ulusal ve bölgesel yatırımlara yönelimin azaldıkça, Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonları’na olan ihtiyacın artış gösterdiğini vurgularken, fonların etkin bir biçimde yönetilmesi ve bu fonlara yatırım yapılması konusunun artık üye ülkelerin tasarrufunda olduğunu söyledi.

İlgili rapora buradan ulaşılabilir.

 

Yunanistan’a İltica Taleplerine İlişkin Bir Plan Üzerinde Anlaşıldı

Avrupa Komisyonu ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, 14 Aralık 2015 tarihinde alınan kararla Yunanistan’daki iltica taleplerine cevap vermek amacıyla 20 bin ilave kabul merkezinin kurulmasına ilişkin bir plan üzerinde anlaştı. Söz konusu planın, özel sektörün konut ve yerleşim faaliyetlerine sağlanacak mali destek yoluyla gerçekleştirilmesi ve ayrıca Komisyonun, 2016 yılı AB bütçesinden bu amaçla 80 milyon avro sağlaması öngörülüyor. Söz konusu anlaşma, Yunanistan ile BM Mülteciler Yüksek Komiserliği arasında 25 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşen Batı Balkanlar Liderler Zirvesi’nde verilen taahhüdün ardından geldi. Konuya ilişkin açıklama yapan Avrupa Komisyonunun Bütçe ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Kristalina Georgieva,  Komisyonun Yunanistan ile dayanışma içinde olduğunu belirterek söz konusu planın sığınma yeri arayan ailelere barınak sağlayacağını ve Komisyonun önümüzdeki dönemde mülteci krizine kalıcı bir çözüm bulunması için elindeki tüm araçları kullanacağını vurguladı.

Bu çerçevede Avrupa Komisyonunun, AB bütçesinden BM Mülteciler Yüksek Komiserliğine, Yunanistan’daki iltica taleplerinin karşılanması amacıyla kapasitenin artırılması için yardım sağlanması öngörülüyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği daha önce Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki adalarında bulunan ve halen kullanılmakta olan tesislerinin iyileştirilmesine destek sağlamıştı. 2015 ile 2016 yıllarında, AB bütçesinden mülteci krizine ayrılan toplam finansman 10 milyar avroya ulaştı. Söz konusu program kapsamında AB üye ülkelerinde yaşanan mülteci krizine ve mültecilerin çıkış ülkeleriyle, transit geçtikleri ülkelerdeki sorunlara yönelik olarak 2016’da, AB bütçesinden 4 milyar avronun üzerinde bir tutarın ayrılması öngörülüyor.

 

Sırbistan, AB Katılım Müzakerelerinde İlk İki Faslı Müzakereye Açtı

Katılım müzakerelerine resmen 21 Ocak 2014 tarihinde başlayan Sırbistan, 14 Aralık 2015 tarihinde Brüksel’de toplanan İkinci Katılım Konferansı ile Mali Kontrol başlıklı 32’nci fasıl ile Diğer Konular (Madde 1: Sırbistan ile Kosova arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi) başlıklı 35’inci faslı müzakereye açtı. 2016 yılının ilk yarısında ise müzakerelerde öncelikli fasıllar olarak belirlenen Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 23 ve 24’üncü fasılların müzakereye açılması öngörülüyor.

Sırbistan’ın müzakere sürecinde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecine ayrılan 35’inci fasla, en az 23 ve 24’üncü fasıllar kadar önem veriliyor. Bu fasılda Belgrad’ın AB arabuluculuğunda sürdürülen diyalog kapsamında Kosova ile 25 Ağustos 2015 tarihinde varılan anlaşmalardan Sırp Belediyeler Birliği kurulmasına yönelik anlaşmayı ve normalleşmeye yönelik Nisan 2013 tarihli anlaşmanın polis, adalet ve sivil koruma da dâhil ana unsurlarının uygulanması konusunda üzerine düşeni yapması gerektiği belirtiliyor. Bu fasılda Sırbistan’dan beklenen ise Kosova ile ilişkilerini kademeli olarak kapsamlı şekilde normalleştirmesi. Sırbistan’ın bu fasıl kapsamında belirlenen geçici hedeflere (interim benchmarks) ulaşmadaki performansı Komisyon ve Yüksek Temsilci tarafından değerlendirilerek, yılda en az iki kez hazırlanacak olan raporlar aracılığıyla Konsey’e iletilecek.

 

AB Suriye’ye Yönelik Yeni Bir Yardım Paketini Harekete Geçiriyor

Avrupa Komisyonu, 21 Aralık 2015 tarihinde Avrupa Komşuluk Aracı kapsamında Suriye’de sivil halkın ve Filistinli mültecilerin uzun vadeli ihtiyaçlarına yönelik 40 milyon avro tutarında bir yardım paketini kabul etti. Yardım paketi, uluslararası yardım kuruluşları, AB üye ülke ajansları ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler için Yardım ve Çalışma Ajansı aracılığıyla kullandırılacak. Söz konusu yardım paketi üç programı içeriyor:

- Suriye’de savaştan etkilenen halkın geçimlerinin sağlanması (23 milyon avro): Söz konusu yardımın, Suriye’de belirli bölgelerdeki halkın sektörel ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir konsorsiyum tarafından uygulanması öngörülüyor. Bu kapsamda, Suriye’deki savaşın etkilerinin minimize edilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, temel kamu hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi ve gelir yaratıcı faaliyetlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması amaçlanıyor.

- Türkiye’den Suriye’ye düzenlenecek sınır ötesi operasyonlara yönelik çerçeve oluşturulması (7 milyar avro): Söz konusu yardım ile, Türkiye’nin güneyinde faaliyet gösteren AB üye ülke ajanslarının bir araya gelerek, başta sağlık, eğitim, su, gıda, sivil savunma ve sağlık hizmetleri olmak üzere çeşitli ihtiyaçların kısa zamanda teslimatının sağlanması amaçlanıyor. Bu projeden Kuzey Suriye’deki halkın ve yerel yönetimin yararlanması öngörülüyor.

- Suriye’deki Filistinli mültecilere yardımın sağlanması: Bu kapsamda, Filistinli mültecilerin eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişiminin desteklenmesi ve temel ihtiyaçlarının karşılanması öngörülüyor. 

 

AB Rusya`ya uyguladığı ekonomik yaptırımları uzatma kararı aldı

AB, Ukrayna krizi nedeniyle uyguladığı ekonomik yaptırımları 31 Temmuz 2016 tarihine kadar uzatma kararı aldı. Karar, AB’nin 22 Aralık 2015 tarihli Resmi Gazetesi’nde yayımlandı.

İlk olarak 31 Temmuz 2014 tarihinde başlayan, Eylül 2014’te genişletilen ve bu zamana kadar 6 aylık periyodlar ile uzatılan ekonomik yaptırımlar finans, savunma ve enerji alanlarını kapsıyor. Yaptırımların uzatılmasının nedeni, Ukrayna'da taraflar arasında ateşkes öngören Minsk Anlaşması’nın şartlarının tamamen yerine getirilmemesi olarak açıklandı.

Buna karşılık, 7 Ağustos 2014 tarihinde AB’ye gıda ürünleri ticaretinde kısıtlamalar getiren Rusya, 25 Temmuz 2015 tarihinde AB’ye yönelik ithalat yasağını bir yıl daha (Ağustos 2016) uzattığını açıklamıştı. Rusya ayrıca, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren de Ukrayna’ya gıda ambargosu uygulayacağını belirtti.

 

Avrupa İstikrar Mekanizması’ndan Yunanistan’a 1 Milyar Avro

21 Aralık 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, Yunan yetkililerin kurtarma paketi kapsamında Avrupa İstikrar Mekanizması’ndan Yunanistan’a aktarılacak kredinin 1 milyar avroluk bölümünün verilmesi için ikinci reform listesini sunduğu belirtildi. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Mina Andreeva konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Yunanistan tarafından sunulan reform listesinin Komisyon, AMB ve IMF tarafından incelendiğini ifade etti. Kreditör kurumlar tarafından yapılan incelemenin ardından, 22 Aralık 2015 tarihinde 1 milyar avroluk kredi diliminin Yunanistan’a verilmesine ilişkin karara varıldı.

Avrupa İstikrar Mekanizması Direktörü Klaus Regling konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 1 milyar avroluk kredi diliminin Yunan hükümeti tarafından yürürlüğe koyulan reform sürecine katkı sağlayacağını belirtti. Söz konusu kredinin Yunan ekonomisinin modernize edilmesine yönelik birçok politika alanına nüfuz edeceğini belirten Regling, enerji sektöründe rekabetin artırılacağını, bankaların batık kredileri yönetme kapasitelerini artırmak için yeni hukuki düzenlemelerin yapılacağını ve böylece likidite artırılırken ekonominin canlandırılacağını vurguladı.

 

İspanya Seçimlerinde Son Durum

İspanya’da 20 Aralık 2015 tarihinde gerçekleşen ve net bir kazananın olmadığı genel seçimlerin ardından, hükümetin kurulup kurulamayacağı konusu tartışılmaya devam ediyor. Bilindiği üzere, hükümetin kurulması için öncelikle Parlamentonun bir meclis başkanı seçmesi gerekiyor.

İspanya’da gerçekleştirilen genel seçimlerde İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’un partisi olan muhafazakâr Halk Partisi (PP) sandıktan birincilikle çıktı;  ancak, meclisteki salt çoğunluğu 123 sandalye elde ederek kaybetti. Partinin İspanya meclisinde çoğunluğu elde etmesi için 350 sandalyeden 176’sını kazanması gerekiyor. İspanya Sosyalist Partisi (PSOE) 90, 2014 yılında kurulan ülkenin yeni sol partisi Podemos 69 ve merkez sağ partisi Ciudadanos (Yurttaşlar) Partisi ise 40 sandalye kazandı.   

Seçimler sonucunda aldığı yüzde 14 oy oranıyla 40 milletvekili çıkaran neoliberal parti Ciudadanos Partisi ile yaklaşık 5 milyon oy alarak 69 milletvekili çıkaran Podemos Partisi, seçimden avantajlı çıkan iki parti olarak ilk defa Parlamentoya girme hakkı elde ettiler. Hükümet kurma girişimlerinin 2016 yılının mart ayına kadar başarılı olamaması halinde yeni bir seçime gidilmesi gerekecek.

 

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT